Kereviz salatası.
Yine kereviz salatası
Yine .
Ne yapmaktan bıkacağım.
Ne yemekten ,
Ne de yedirmekten.
Herkesin yaptığı ve bildiği bir ayar ve ölçüsü vardır mutlak bu güzel salatanın.
Ben de ,bir kerevizin rendesine,biraz limon suyu,biraz yoğurt ,biraz portakal kabuğu rendesi ,sarımsağına ilave sızma zeytinyağı ,cevizi ardından tuzu ve karabiber ayarlamaları ile yapıyorum.
Sonuç ,nefis bir salata .
Hepinize tavsiye ederim.
Afiyet olsun.
Cumartesi, Kasım 21, 2009
YİNE Mİ KEREVİZ ?
Çarşamba, Kasım 11, 2009
ÇİLEK NTV WEB SİTESİ İÇİN YAZDI...
NTV web sitesinde.
İki yazı yayınlandı benim hakkımda .
Birincisi , Santral İstanbul'da ,çıraklarımla yapacağım etkinlik haberi oldu.
İkincisi , "kış pazarı " başlığı altında,yazdığım yazıyı paylaştılar okurları ile.
Çok mutlu oldum.
Sizlerle de paylaşmak istedim.
Her ikisinin linkleri aşağıda iletiyorum sizlere .
1) Cilek ve cırakları mutfakta
2)Çocuklar kış sebzelerini bilmiyor
Pazartesi, Kasım 02, 2009
GERÇEK GIDAYA EŞİT ERİŞİM HAKKI ÇOCUKLARIMIZIN EN TEMEL HAKKIDIR!
Dünya dünya olalı beri mısırın püskülüne konan kelebeği, artık 'konmamaya' ikna etmek üzere mısırın genetiğine işlenen bir kimyasal, yıkamakla çıkmaz, biliyorum; çünkü kızımın gözlerinin yeşili gibi, o kimyasal da, tümüyle mısırın kodlarında artık. Üzerinde ya da etrafında değil. İçinde.
Kelebek konarsa mısırın püskülüne ve yumurtalarını bırakırsa eğer, ürünün bir kısmı zarar görür, doğru. Ama, o mısırı kızım yediğinde, içine işlenen, yıkamakla temizleyemeyeceğim, haşladığımda gitmeyecek o kimyasal, kızıma ne yapar... Asıl onu merak ediyorum ben.
Diyorlar ki "üreticisi, eğer, GDO'lu ürünün zarar verdiğini fark ederse, ürününü piyasadan çeker!" Diyorum ki, "benim kızım denek değil!"
Anneler! 26 Ekim Pazartesi günü 27388 sayılı Resmi Gazete'de sizi, ailenizi, çocuklarınızı çok yakından etkileyecek bir yönetmelik yayımlandı: Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile bunları içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik" !
Şu andan itibaren market raflarına uzanıp da aldığınız herhangi bir ürün, çocukluğunuzda yediğiniz, yemeye alıştığınız gıda olmayacak. Çocuklarımıza "çocukken yediğimiz"i yedirme hakkımız, elimizden alındı. "Yerine koyduğumuz"sa, çocuklarımıza yüksek ihtimal daha fazla sağlık problemi olarak dönecek. Yeni doğanlarımızda daha fazla otizm göreceğiz. Yeni doğanlarımızın daha çoğu yaşamayacak. Çocuklarımızın çocuklarını görebilme ihtimalimiz, annelerimizinkinden daha düşük olacak...
Aldığınız her ürünün etiketini okuyun. Her içeriği sorgulayın. Endüstriyel, hazır, paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Organik ürün tercih edin. Sertifikasyon sistemi mükemmel olmasa da, bu ürünler diğerlerinden pahalı görünse de gözünüze, düşünün ki gerçek gıdayı tanımlamanın henüz başka bir yolu yok. Gerçek gıda tüketin. Gerçek gıda tüketmemek çok daha pahalı, unutmayın. Çocuğunuza ne yedirdiğinizi ve neden diğerini yedirmediğinizi anlatın. Anlatın ki, o da kendini koruyabilsin.
Ve unutmayın: bugünün dünyası kazanç odaklı! Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne son kuruşuna kadar güvenin. Onu gerçek gıdaya yatırın. Düşünün ki raflardaki onca yapay ürün, onca niteliği düşük gıda siz satın almadığınızda karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek. Ve hayal edin, bir gün, eğer, çokuluslu şirketler fark ederlerse ki tüketici gerçek gıdaya yöneliyor, kimbilir, belki üretimlerini gözden bile geçirirler.
Gerçek gıdaya eşit erişim hakkı çocuklarımızın en temel hakkıdır!
Bu yönetmelik bizi kollayan bir yönetmelik değil. Bu yönetmelik çokuluslu şirketlere toprağımızı, tohumumuzu sömürme yolu açan bir kapı. Vatandaşını ticaretin, gerçek gıdayı GDO'nun önüne koyan bir yönetim arzuluyoruz. Biz GDO'lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz. Yönetmeliği kaleme alan ve altını imzalayanlara bir çift sözümüz var: "Oğul sadıklığın bu muydu? Valla kurda yedirdin beni!"
www.fikirsahibidamaklar.org
Gerçek gıdaya dair neden ve nasıl sorularınızı grubumuzda cevaplıyoruz. Yeter ki çocuklarımıza biz sahip çıkalım!
Çarşamba, Ekim 28, 2009
SÜT İNCİRLE UYURSA....
Nasıl bir mucizedir bu güzel oluşum .
Her seferinde hayretle izlerim.
Aynı minik bebek biblonun baktığı gibi.
Sadece sütü kaynama derecesine getirmek ve kuru incir ile birlikte uyutmak yeterli.
Ne şekeri arar ,ne bağlayıcı nisaşta gibi malzemeler ister.
Sadece biraz uyumak ister o kadar.
Bebeğim dergisi'nde de paylaştım bu güzel doğal mucizevi dönüşümü.
Taa eskilerden gelen bu metodu, tüm anneler de öğrensin,uygulasınlar istedim
evdeki yaramazlar için.
Sizlere de hatırlatmak istedim bu lezzetli doğal metodu.
Hipokrates ne demiş ?
Bugün yine okudum ,yine çok sevdim .
O zaman onunla bitireyim sözümü.
"Aldığın besin ilacın olsun,
Aldığın ilaç da besinin olsun." demiş.
Sağlıcakla kalın hepiniz.
Pazartesi, Ekim 19, 2009
PANCARLI -MISIRLI -SİYAH ÜZÜM YAPRAKLI SARMA
Bir ara merak etmiştim sarmalar konusunu.
Hikaye savaş yıllarında geçiyordu.Yokluk ve açlığın hüküm sürdüğü yıllar.
Bunun dışında ,deneysel tarifler çalışıp oluşturduğum sarmalar vardı.Hiç biri pişirilmedi .Ayrı ayrı hazırladım içi ve dışını ve biraraya getirildi.Yanında yakışabilecek soslar hazırlayıp sundum .Onlardan pancarlı olanı ,yukarıda görüyorsunuz.
Pancar ile renklenen iri mısır kırığı (döğme veya dövme olarak adlandırılan) ile yaptığım ve siyah üzüm yaprağında sunduğum sarmanın tadı çok güzeldi.
Nasıl yaptın? derseniz.
Çok basit ,kısır yaptığınızı düşünün .Bulgur yerine mısır kırığını ıslatıyorsunuz ve bekletiyorsunuz sıcak suda.Sevdiğin yeşilleri ekliyor,ve biraz pancar püresi ,biraz sevdiğin baharat ,tuz ,karabiber ve sızma zeytinyağı karıştırıp ,haşlanan yapraklara pay ederek ve nasıl istiyorsanız öyle sunuyorsunuz. .
Yanında yoğurt,fındık ve limon rendeli bir sos yakıştırmıştım ben.
Cuma, Ekim 09, 2009
"BEYAZ UNSUZ ŞEKERSİZ HAMUR İŞLERİ "KİTABININ YAZARI SEVGİLİ ARZU AYGEN
“Beyaz unsuz,şekersiz hamur işleri” kitabının yazarı Sevgili Arzu Aygen .
Belki biliyorsunuz, çok yakın zamanda çok da değerli bir ödül aldı Arzu Aygen’in kitabı. (Gourmand Ödülü-Türkiye’nin en iyi sağlık ve beslenme kitabı) ve şimdi genişletilmiş baskısı ile piyasada.
Bu güzel kitap, içindeki doğru ve güzel bilgileri ve birbirinden lezzetli tarifleri ile ,bana kılavuz olmuştur her zaman.
Geçenlerde kendisine mail ile, aklıma takılan birkaç soruyu iletirken, aldığım cevaplar ve öğrendiklerimi, sizlerin de öğrenmenizi istedim.
O nedenle, kitabını ve bana anlattıklarını biraz daha detaylı olarak konuşmak üzere buluştuk sizler için bu kez.
Biz 2.5 saati geçen bir süre konuştuk kendisi ile.
Ve yine de yetmedi bu süre her şeyi konuşmaya.
Bu nedenle daha önce almış olsanız bile, bence kitabının yeni baskısını da alın” bir okuyun “derim.Üstelik yeni eklenen tarifler varken.
Şimdi biraz kendisinden bahsedersek eğer,
Arzu hn, çocukluğundan beri mutfağa ,daha 6-7 yaşlarında iken bile,yemek tarifleri kesip biriktirecek kadar ilgi duyuyor .
Ailede çok güzel yemekler yapan anne, anneanne ve babaanne de olunca,yemekler hazırlanırken ona da ufak ufak verilen görevler ile mutfağa ve yemeğe karşı hep ilgi, merak ve sevgi duyarak büyüyor.
Üniversitede okurken hep çalışıyor; çalıştığı işler de hep mutfak eksenli oluyor. Aşçılıktan yayıncılık işlerine oradan, kendi kitabına kadar uzanıyor bu mutfaktan geçen yol.
Kitabında yer alan tüm tarifleri, sevgili annesi Ülfet Aygen ile birlikte tek tek uyguluyor .
Sırf kendisinin, annesinin ve ailesinin değil , yakın çevresindekilerin de özel lezzetlerini paylaşmış kitabında.
Bu nedenle, evlerinin sıcaklığını bizlere de hissettiren samimi bir kitap ortaya çıkmış.
Bunun yanı sıra neden beyaz unsuz, şekersiz ve neden daha doğalı konusunu tek tek açıklayarak ,çok çarpıcı ve net bir şekilde aktarmış okuyucularına.
Şimdi sizleri Sevgili Arzu Aygen’in hepimiz için çok önemli olan,
daha sağlıklı gıdalar ve doğal yöntemler hakkında önerileri ile baş başa bırakıyorum.
Sağlıklı olmak için yediklerinizin temiz, canlı, kuvvetli olması çok önemli. Yediğiniz semizotu ne kadar kuvvetliyse, yoğurdunuz ne kadar doğalsa siz de o kadar sağlıklısınız. Atadan kalma yerli tohumla üretiliyorsa kuvvetlisiniz, genleriyle oynanmış tohumla üretiliyorsa hastalıklara açıksınız.
Pazarlardan, özellikle köyde kendi ürettiğini satan üreticilerden alışveriş etmeyi tercih edin. Pazarlarda köy yumurtası, süt ve çok güzel peynirler bulunabiliyor. Marketlerden alınacak hiçbir şey yok, belki peçete veya pamuk.
Üreticiden alışveriş ettiğinizde atadan kalma yerli tohumların, doğal gübrenin çok kıymetli olduğunu anlatabilir ve bu tür ürünler talep ettiğinizi söyleyebilirsiniz. Siz talep ettikçe ve satın aldıkça yerli tohumların yaşama şansı artacak.
Büyük marketler yerine küçük dükkanlardan alışveriş ederseniz daha geniş sayıda insanın para kazanmasına vesile olursunuz.
İstanbul Halk Ekmek çok güzel ekmekler yapıyor; ekmeklerini güvenle yiyebilirsiniz.
Et kasaptan alınır. Devamlı alışveriş ettiğiniz iyi bir kasabınız olsun. Türkiye’nin en iyi kasapları Kemaliyeli. Osmanlı’dan beri bu işi onlar çok iyi yapıyor. Koyun ve kuzu etini tercih edin. Onların dışarıda otlamış olma ihtimali daha yüksek.
Sakatat çok değerli bir besin. Ciğer, böbrek, yürek, dalak, işkembe, beyin, paça sofranızda bulunsun. En iyi demir kaynaklarından biri ciğer mesela. Paça çorbası kemikler için çok faydalı. Allah göstermesin, kırıklarda çıkıklarda hastalara hep paça çorbası içirilir. Prof. Dr. Ahmet Aydın bu konuda http://www.beslenmebulteni.com/ sitesinde çok güzel bilgiler veriyor.
Çorbalarınızda, özellikle çocuklarınıza yaptığınız çorbalarda kemik suyu kullanın. Kemik suyu hazırlamak çok kolay. Kuzu veya koyunun gerdan eti (kemikli) bol suda 1-2 saat kaynatılır. Kemikli tavuk etiyle de hazırlanabilir; et kemikten kolayca ayrılana kadar haşlanır.
Sağlıklı yaşamak için “gerçek yoğurt” yemek çok önemli. Yoğurdunuzu evde kendiniz mayalayın. Çiğ süt kullanın. Yoğurdunuzu kendiniz yapamıyorsanız ikinci seçenek mandıra yoğurdu kullanmak. Ekşiyebilen ve su salan yoğurt yemelisiniz. Kutu süt satın almayın, kaymak tutabilen ve birkaç günde bozulabilen “canlı” süt satın alın.
Mevsiminde yetişen sebze ve meyveleri tüketin. Uzak ülkelerde yetişen meyveler yerine yerli malı, ülkemizde yetişen meyveleri tercih edin. Yeni çıkan, daha önce duymadığınız meyve sebzeye itibar etmeyin. Amerika’nın cranberry meyvesini burada “yaban mersini” diye satıyorlar mesela. Yaban mersini koyu mor renkli olur, likapa adıyla da bilinir Karadeniz’de. Şimdi her türlü aktarda yaban mersini adıyla satılan meyve ise mısır şekerine bulanarak “tatlandırılmış” başka bir meyve. Mısır şekeri ne kadar faydalı ise o da o kadar faydalı. Kuru incirimiz üzümümüz varken…
Bakliyat, bulgur, pirinç, kuru yemiş çok değerli besinler.
Çok basit bir şeye dikkat ediyorum mutfakta. Anneannemin zamanında olmayan şeyleri mutfağa sokmuyorum.
İmkanınız varsa doğal maya kullanın. Yapımı da çok kolay sadece biraz un ve suya ihtiyacınız var biraz da zamana.
Aldığınız ürünlerin etiketlerini okuyun. Adını bilmediğiniz maddelerle dolu ürünleri almayın.
-Teflon tencere kullanmayın. Alüminyumdan uzak durun.
Evinizde kalın tabanlı çelik, bakır , toprak güveç içinde pişirin yemeklerinizi.
-En ufak hastalıklar için hemen ilaca başvurmayın. Özellikle çocuklara ilaç vermeden önce çok düşünün.
-Çok sık hastalanmamak ve kuvvetli olmak için ,size kuvvet veren doğal besinlerle beslenin.(kemik suyu çorba,paça çorbası örneği gibi)
-Çocuklarınızı gün boyu eve kapatmayın. Her gün açık havada ,güneşten faydalanmasını sağlayın.
-Her gün öğünlerinizde çiğ gıda da yemeye dikkat edin.Yemeğin yanında turp salatası gibi. Hatta pek çok yörede kahvaltıda tüketiliyor turp. Siz de deneyin bir kere.
-Taze otları sofranızdan eksik etmeyin. Labada, ebegümeci, ısırgan, kuzukulağı, maydanoz, roka gibi. Maydanozların küçücük, ince yapraklı, minik boylu olanlarını bulmaya çalışın.
- Margarin eve bile girmemeli. Tereyağı, kaymak, kuyruk yağı,iç yağı tercih edilmeli. Kuyruk yağı hazırlamak çok kolay. Kuşbaşından küçük parçalara bölünmüş kuyruk yağı doğranmış elma ile birlikte tavada eritilir. Eriyen yağ süzülür. Kavrulmuş olan kıkırdaklar çerez gibi yenebilir veya poğaçalara ekmeklere eklenebilir. Süzdüğünüz yağı tüm katı yağ kullanımını gerektiren yerlerde kullanabilirsiniz. diyerek,
ilk aklına gelen önerileri sıralıyor Sevgili Arzu Aygen.
Nasıl? Aslında çok da zor değil bütün bunları uygulayabilmek.
Umarım hepimize yol gösterici olur onun önerileri.
Daha sağlıklı beslenebilmek aslında hiç de zor değil,
Sadece biraz çaba gerek. öyle değil mi?
Ne için?
Kendimiz için,çocuklarımız için .
Sevgili Arzu Aygen’in güncel yazılarını
http://www.iyibilgi.com/
ve http://www.iyilikguzellik.com/’dan takip edebilirsiniz.
Sevgilerimle.
Cuma, Ekim 02, 2009
PAZAR TASARIMLARI




Tasarım her yerde.

